14 Aralik 2006, Sabah
Galatasaray tarihinin hiçbir döneminde bu kadar başarısız bir başkan ve bu kadar kötü bir teknik direktörle yönetilmemişti.
Eric Gerets, Galatasaray tarihinin gerçekten gelmiş geçmiş en kötü Teknik Direktörü..
Galatasaray’da futbolu çökertmeye gelmiş özel görevli bir casus dahi “Yok canım bu kadar da abartırsam, deşifre olurum” diye tedbirli olur, böylesi bir bozgun yaşatmazdı.
Önce görünen duruma bakalım..
Gerets, Galatasaray’ı köy takımları önünde Avrupa’dan sildi. Geçen yıl bir Trömsö faciası yaşattı. Bu yıl, rahatlıkla lider çıkacağı bir guruba düştü. Dört takım arasında ilk üçe girse yola devam edecekti. Maçların bitmesine bir hafta kala, sonunculuğu garanti edecek kadar facia bir performans sergiledi.
“Bizim için lig araçtır. Biz Avrupa takımıyız” diyen Galatasaray Gerets yönetiminde iki yıl arka arkaya Avrupa’da “Utanç” sonuçlar aldı.
Gerets geçen yıl, ortada doğru dürüst rakip yokken, Fenerbahçe’nin bitmez tükenmez ikramları, hele son haftadaki fiyaskosu ile avucuna konan şampiyonluğu kendi kazandı sandı, ama takke bu yıl düştü, kel göründü.
Ortada gene Beşiktaş ve Trabzon yokken, maç başına ortalama nerdeyse bir puan kaybeden Fenerbahçe dökülürken, Gerets bu Fenerbahçe’nin bile 7 puan gerisinde kalmayı becerdi.
Bu Gerets’in saha bilançosu.. Gerisinde durum daha da feci..
Gerets çok kötü insan yönetimi ile (Bu yönetimde Erdal Keser’in de büyük katkısı olduğu söyleniyor) Galatasaray’ın takım ruhunu yıktı. Futbolcuları birbirine düşürdü, aralarına fesat soktu, düşmanlık tohumları ekti.. Geçen yıl tüm maddi imkansızlıklar içinde kenetlenen kadroyu bölmeyi, dağıtmayı başardı. Kendi parasını kurtarınca, futbolcuları sattı. Bu da, futbolcularla arasındaki tüm güveni, sevgiyi ve saygıyı bitirdi. Bugün Galatasaray kadrosunda Gerets’e inanan yok..
Gerets, Galatasaray’ın gelecek on yılını kucaklayacak gençleri perişan etti. Bir kısmını bitirdi. Bir kısmını da bitiriyor. Galatasaray orta sahası dökülürken, burada oynamaya hazırlanan süper gençler, Cafercan, Zafer, Oğuz, Aydın nerede bilen var mı bugün.
Takımda bek yok.. Evlad-ı manevisi Cihan her yerde oynarken, Uğur, Ferhat yok edildi. Erkan gönderildi.
Adnan Polat inatla ve ısrarla direnmeseydi, Arda diye biri olacak mıydı, Galatasaray’da..
Gençler böyle harcanırken, eskiler mi tutuldu sanırsınız?..
Geçen yıl her şeyin bittiği anda ortaya çıkarak, arkadaşlarını toparlayan, Galatasaray’ın ayağa kalkmasını sağlayan lider oyuncular, Hakan ve Hasan Şaş, kritik golleri ile kaderi çeviren Hasan Kabze bu yıl Gerets tarafından nasıl yok edilmeye çalışılıyor görüyorsunuz.. Bunların yanına, Adnan Polat transfer etti diye yok sayılan Okan’ı da ekleyebilirsiniz.. Sabri’yi biçmek için elinden geleni yaptı, yapıyor. Ama Sabri, Arda gibi inatla ve ısrarla öyle başarılı oluyor ki, Gerets zaman zaman oynatmaya mecbur kalıyor.
Gözdeleri kim?..
Cihan.. Tomas.. İnnamoto.. Buyrun buradan yakın.. Kalırsa yeni (!) Galatasaray’ı bunlar üzerine inşa edecek.
Galatasaray yönetimi böyle bir hoca ile devam kararı alarak, nasıl başka, nasıl ucuz, nasıl çirkin hesaplar içinde olduğunu kanıtlamıştır.
Bu yönetimin başı, Galatasaray’daki sosyal, ekonomik ve sportif çöküntünün tek sorumlusu Özhan Canaydın’a gelince..
Bugün kulüp iflas halinde.. Çünkü Özhan Canaydın dünyanın en yeteneksiz ekonomisti.
Ünal Aysal’ın “Mucize” teklifini kabul etse, Galatasaray bugün Mecidiyeköy’de dünyanın en modern stadına sahip olacaktı, herkesin gıpta edeceği.. Dünyanın tanıdığı muteber iş adamı ve yürekten Galatasaraylı Aysal’ı itmesinin sebebi ise Sahip Som denen karanlık bir adam.. Bu adama güvenip 100 milyon dolar geleceğini sanacak kadar saf olduğu için Aysal’a “Olmaz” dedi.. Sahip Som’un ipliği pazara çıkınca da, ortada kaldı. Galatasaray Kongresi, bu “Sahip Som skandalı”nın hesabını sormadığı için utanmalıdır. Bu olay, Galatasaray tarihinin kara lekesidir, geçiştirilmiş, ört bas edilmiştir.
Mustafa Sarıgül’ün projesini elinin tersi ile itmese, Galatasaray bugün Seyrantepe’de stad, gelir getiren villalar ve Mecidiyeköy’de gene gelir getiren tesislere sahip olacaktı.
Canaydın, Sarıgül’ü de dışladı ve işleri ele aldı..
Bugün gelinen nokta..
Ali Sami Yen Galatasaray’ın elinden gidiyor. Seyrantepe’de Galatasaray’a tahsis edilen geniş alanın, stad için yeterli bölümü dışında kalan ticari arazi de gidiyor.
Sorun Canaydın’a.. Seyrantepe arazisi kaç dönüm?. Canaydın bunun kaç dönümünü TOKİ’ye terk ediyor, açıklayabilir mi?.
Canaydın, stadı yapacak parayı bulma becerisini gösteremediği, eline geçen fırsatları, kendisinden başkaları prim yapar korkusu ile yok ettiği için, hem Ali Sami Yen, hem de Seyrantepe arazisinin ticari bölümünü, TOKİ’ye babasının malı gibi peşkeş çekerek, stadı yaptırmaya uğraşıyor. Oysa bu arazi ve Ali Sami Yen arsası Galatasaray’ın en büyük servetleri.. Gelecek garantisi..
Gene Galatasaray’ın mal varlıklarından Riva’nın değeri de sıfırlanmak üzere. Burası Orman ve Piknik Alanı ilan edildi bile.. Yani inşaat yasağı kondu, arsa değeri yok edildi. Galatasaray kulübü son anda, gazete haberleri ile öğrendi. İş işten geçerken durumu düzeltmeye çalışıyorlar, şimdi. Başaramazlarsa Riva da gitti gider..
Ekonomik durum bu.. Sportif durum.. Başta futbol, bütün takımların hali meydanda..
Özhan Canaydın “Bir gün elimi öpecekler” demiş geçen hafta..
..Ve Kongre uyuyor.. Kimse “Olağanüstü toplanıp, ne işler oluyor bakalım” demiyor. Divan desen, varlığı belli değil.. Galatasaray camiasının üzerine ölü toprağı serilmiş. Hepsi uyuyor.
Allah rahatlık versin.
Galatasaray bittiği gün uyanır, Özhan Canaydın’ın elini öperler.
8 Aralik 2006, Sabah
Ligin ikinci yarısı başlarken, Galatasaray’ın başında ya Gerets olmayacak, ya da Adnan Polat..
Özhan Canaydın’ın listesine son anda girerek seçilmesini sağlayan Polat, İkinci Başkanlığa ve Futbol Şubesinin başına getirilmişti. Geldiği andan itibaren de Gerets ile ters düşmeye başlamıştı. Teknik Direktörün direnmesine rağmen Arda’nın yeniden kiralanmasını önlemiş, kulüpte kalmasını sağlamış, ardından gene Gerets’in tüm muhalefetine rağmen Okan’ı transfer etmişti.
Devre arası yaklaşırken durum ortaya çıkmaya başladı. Polat, devre arasında Teknik Direktörü değiştirmeye kararlıydı. Gerets, iki yılda Galatasaray’ın Avrupa’daki izlerini kazımış, ligde çok başarısız maçlar çıkarıp devasa puanlar kaybetmiş, dahası futbolcuları birbirine düşürmüş, eskisi, yenisi pek çok futbolcuyu harcamıştı. Galatasaray’da takım ruhu kalmamıştı. Böyle gitmek mümkün değildi.
Adnan Polat temelde haklıydı. Onun haklı olduğunu Başkan Özhan Canaydın da biliyordu, ama başkanın hesapları başkaydı.
Canaydın Galatasaray’dan önce kendini düşünüyordu. Adnan Polat onun potansiyel rakiplerinin başında geliyordu. Kongrede karşısına çıkarsa koltuğunu kaybedebilirdi. O zaman yok edilmeliydi.
Galatasaray’ı yönetmekte fevkalade başarısız kalan başkan, muhtemel rakiplerini yok etmede çok ustaydı. Onları yanına alıp eziyordu.
Bu tezgaha yılların tilkisi Ergun Gürsoy düşmüştü. Canaydın’a ilk seçimi kazandıran adamdı Ergun.. Tıpkı Polat gibi son anda listeye girmiş ve çok hassas dengeleri Canaydın lehine değiştirmişti. Özhan Başkan Ergun’u ikinci başkan yapıp yanına almış ve bitirmiş, bir sonraki kongrede de kapıya koymuştu.
Şimdi ayni tezgah Adnan Polat için işliyor. Adnan, İkinci başkan ve Futbol Şubesi sorumlusu olarak Galatasaray’da radikal değişiklikler yapmaya ve Gerets’i görevden almaya hazırlanırken, Özhan Canaydın çarkı dönmeye başladı.
Medyada birden Gerets’in, yöneticileri hiçe sayan, Adnan Polat’ı aşağılayan sözleri yer alır oldu. Ardından Özhan Canaydın’ın ve lisecilerin (Liselilerin değil) kontrolü altındaki taraftar sitelerinde Gerets’e bağlılık haberleri, mesajları çıkmaya başladı.
Başkan, Gerets’in kendisi dışındaki tüm yöneticileri, en başta da Adnan Polat’ı ağır şekilde itham eden sözlerine tepki göstermeyerek tavrını ortaya koydu.
Şimdi durum şu..
Ya Adnan Polat.. Ya Gerets!..
İkisinden biri gidecek. İkinci yarı bu ikilinin bir arada olması çok zor.
Hafta başında “Kesin Gerets gider, o bitti” diyordum, Özhan Canaydın manevralarını hesaba katmadan..
Bugün o kadar emin değilim..
“Adnan Polat, Ergun Gürsoy’un yanına gönderiliyor galiba” diye düşünmeye başladım.
Bursa maçının ardından, bugüne dek gizli yürütülen savaş, açığa çıkacak. Kısa bir bekleyişten sonra, göreceğiz.
Adnan Polat, ya Gerets’i görevden alacak. Ya da istifa edecek. Boyun eğer kalırsa, Canaydın tuzağına düşüp tıpkı Ergun gibi bitecek.
Çarşamba günü yapılan Yönetim toplantısında karar 5-4 Gerets lehine çıkmış. Tüm liseciler Canaydın’la oy kullanmışlar, Adnan’a karşı.. Işın Çelebi, Ali Gürsoy ve Fatih Gökşen, “tarafsız” kalarak sıyırmayı yeğlemişler.. Yani durum hala kritik.. Adnan rest çekerse durum ne olur, henüz belli değil.
Kategori: Canaydın Yönetimi
08.12.2006
Galatasaray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın, Radyospor’da yayınlanan Yalçın Dümer’le Radyovole programı’na katıldı. Bir dinleyicinin “Türkiye AB’ye girdiğinde, Galatasaray Kadıköy’de maç kazanacak” SMS’ine “güzel espri” cevabını veren Canaydın’ın sözleri şöyle….
MAKETTEN DİLİMİZ YANDI STAT GELİYOR…
*Ocağın ilk haftası yayına başlayacak. Mevcut kulüp televizyonlarını örnek alacağız. En iyisini yapmaya çalışacağız.
*Riva Konusu 15 güne kadar çözülecek, firmaların tekliflerini değerlendiriyoruz, sona yaklaştık.
*Bütün imzalar atıldı, olurlar alındı. Yeni yılın ilk döneminde stat inşaati başlayacak, 18-24 ayda bitecek, 52 nin kişilik Avrupa’nın sayılı statlarından biri olacak. Stadın maketi hazır ama maketten dolayı dilimiz bir kere yandı, teşhir etmiyoruz.
*Şampiyonlar Ligi maçlarının Ali Sami Yen Stadı’nda oynanması için 4-6 milyon dolar bir harcama yapmak gerekiyor, UEFA kriterleri gereği, protokol tiribünü, basın tiribünü, localarda, tuvaletlerde düzenlemeler yapılması lazım. Bunları yapıp, gelecek yıl Avrupa maçlarımızı Ali Sami Yen Stadı’nda oynamanın peşinde olacağız.
*Galatasaray mali yönden eleştirilir, oyuncuların parasındaki ödemelerdeki bozukluk nedeniyle eleştirilir, oyuncularla teknik heyet, hoca ile futbolcular arasında problem olduğu söylentileritle, “yönetim çatlak” laflarıyla eleştirilir. Sorunumuz yok, en iyi futbol oynayan takımız, yıpratmaya çalışıyorlar.
*Carusca bizde yedek kaldığı dönemde, Arjantin Basını tarafından eleştiriler aldık.İleriki dönemlerde bize çok daha fazla fayda sağlayacaktır.
SIRA AZİZ YILDIRIM’DA
*Aziz Yıldırım hakkındaki şike iddialarının, bu safhada konuşulmaması lazım. Doğruluğu ya da yanlışlığı incelemeler sonrası ortaya çıkacak.
*Sportmence mücadeleye inandığımız zaman şike dedikoduları sona erecektir.
*Derbi, federasyon disiplin kurulu tarafından değerlendirilecek bir konu. Ben yorum yapmayacağım, gerekli kişiler, gerekeni yapacaktır.
*Kulüpler Birliği toplantılarını 18 kulüple yapmak istiyoruz, birlik eski havasına kavuşacaktır. Aziz Yıldırım’a son hamlemle elimi uzattım, sıra onda.
*Tekstilci gözüyle, Galatasaray Store’lardaki ürünlerin çok kötü olmadığını düşünüyorum. Bazı aksaklıklar var onu da halletmeye çalışıyoruz.
*Azerbaycan’a yakın zamanda bir ziyaretim olacak, orada da mekan tespiti yapıp Galatasaray Store açabiliriz.
SONG HASTA, FUTBOLCULARA BORCUMUZ YOK
*Song bir rahatsızlık geçiriyor, Allah şifa versin. Maddi imkanladan dolayı oynamamış olsaydı söylerdim. Bursaspor maçına da yetişecek inşallah. Köpek insanı ısırdığı zaman haber olmaz, insan köpeği ısırırsa haberolur, yaptığımız olumlu icraatlerin yer alması normal. Oyuncularımıza borcumuz yok. Söylenen zamanlarda ödemeleri yapmaya çalışıyoruz.
GALATASARAY KADIKÖY’DE NE ZAMAN KAZANACAK?
Canaydın, bir dinleyicinin “Türkiye AB’ye girdiğinde, Galatasaray Kadıköy’de maç kazanacak” şeklinde gönderdiği SMS üzerine “güzel espri, bunlar olmalı dedi ve ekledi:
*Evet Kadıköy’de maç kazanamıyoruz, böyle bir şanssızlığımız var, iki dakikada iki gol yedik. İnşallah bu duruma da son vereceğiz.
*Derbi atmosferiyle bazen gerilimli konuşmalar olabilir, Adnan kardeşim de rakipten de rahatsız edici sözler çıkabilir. İki camia da bir gün yeniden kol kola olacaktır, bunların hepsi geçecek.
*Yıldız oyuncu da alacağız, en iyilerini yapacağız ama biraz sabır istiyoruz.
BİR GÜN “ELİ ÖPÜLECEK ADAM” OLDUĞUMU ANLAYACAKLAR
*Müşteri lafını kullandım, farklı yerlere çekildi çok üzüldüm. “Taraftarsız olmaz, taraftarın vefakardır” demekle olmaz. Onlara en iyi hizmeti vermemiz gerektiğini anlatmaya çalıştım. Ben de taraftarım, iyi stat, iyi futbol, taraftarın her zaman haklı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz.
*Başkan Canaydın bir dinleyicinin “Galatasaray’ın, tarihi boyunca hiç bir takıma teşvik primi vermediğine dair yamin edebilir misiniz?” sorusu üzerine “Beni tanıyanların bana bu soruyu sormaması lazım. Benim felsefem, sporu spor gibi yapmaktır. Beş senedir tanınmış olmam lazım.” yanıtını verirken, Anadolu’nun adetlerinde insanların, kendilerinden bir yaş küçükleri tarafından ellerinin öpüldüğünü ifade etti ve “inşallah bir gün benim de eli öpülecek bir adam olduğumun farkına varılır” ifadesini kullandı.
ADALET YERİNİ BULACAK ŞAMPİYON OLACAĞIZ
Selçuk Dereli iyi bir hakem, elbet hata yapabilir. Hakkı yenen takımın hedeflere daha yakın olduğunu düşünüyorum. Haksızlığa uğrayan, hakkı yenen, bir gün elbet layığını bulur. ADALET ELBET BİR GÜN TECELLİ EDER. İnşallah bu yıl da şampiyon olacağız.
BİR futbol takımı, başkanından malzemecisine kadar her şeye hazır olmalı. Yöneticileri bilgili, tecrübeli olmalı. Bütün bunlar olduğu zaman da, daha da önemlisi yönetici de futbolcu gibi çok ani karar verebilmeli.
Tabii bu yönetici bilgi sahibi ise karar verebilir. Veya bu yönetici yanında profesyoneller çalıştırırsa, işi bilenleri çalıştırırsa karar verebilir.
Fenerbahçe Stadı’ndaki Galatasaray maçında, tribünden her türlü malzeme sahaya atıldı. Bunlardan biri Gerets’in alnına geldi. Bayağı kanadı ve bandajla kapandı. Diyelimki Gerets, bu aldığı yara ile maça devam edebilir, takımını kenardan idare edebilir. Yani kafasına aldığı bu darbe, onun takım üzerinde vereceği kararları etkilemez.
Doktor karar verebilir
Peki buna kim karar verecek? Doktorlar. Hangi doktorlar? Hastanedeki doktorlar. Hakem, gözlemci ve temsilci kendi kafalarına veya kanaatlerine göre, “Gerets’in kafasına gelen cisim onun fizik olarak beyin kısmına tesir etmez” diye ahkam kesebilirler mi? Tartışılır…
Peki bu madde Gerets’in alnına geldiğinde, Belçikalı hoca elini dokundurup kanı gördüğünde psikolojik olarak etkilenir mi? Aşırı hırslanır veya korkabilir mi? İki sorunun da cevabı evet.
Peki şimdi bir ses bombası Mondragon’un kafasına iniyor. Futbolcu yerde kıvranıyor. Mondragon, “Şu anda kulaklarımda büyük baskı var. Ben devam edemeyeceğim” dedi. Hakem de geldi ona bir şeyler söyledi. Mondragon da el işaretleriyle bir şey duymadığını ima etti. Sahaya çıkan Galatasaraylı yönetici olaya el koydu ve Mondragon’a, “Sen oynayamazsın. Düdüğü ve arkadaşlarının ikazını duymuyorsun. Haliyle sen de onlara ne diyeceğini bilmiyorsun. Bunları yaratanlar da Fenerbahçe seyircisi. Soyunma odasına gidiyoruz. Maça devam edemiyoruz. Gerekli kararı Futbol Federasyonu versin” dedi. Buyurun bakalım cenaze namazına. Çıkın işin içinden.
Okkalı cezaya mecburdu
Futbol Federasyonu bu maçı 3-0 Galatasaray lehine onaylar. Ve Fenerbahçe’ye de okkalı bir ceza verir. Mecburdur. Eğer Futbol Federasyonu bunu yapmazsa, yayıncı kuruluştan toplanan kasetlerle UEFA’ya başvurur. Bu sefer de federasyon okkalı bir ikaz yer ve Fenerbahçe’ye daha da fazla bir ceza vererek, UEFA’nın gözünde kendini kurtarır.
Bu bir yöneticilik becerisidir. Galatasaray bu konuda sınıfta kalmıştır.
Şimdi soruyorum… Aynı olaylar çarşamba günü Fenerbahçe’nin Frankfurt ile oynayacağı maçta tekrarlanırsa neler olur? Bunu hepimiz biliyoruz.
Ama o maçtan evvel ve maçın içinde Fenerbahçe Stadı’nın hoparlörlerinden şu anonslar yapılacak: “Sayın Fenerbahçeli seyirciler, sahaya yabancı madde atmayın. Meşale yakmayın. Çünkü yapılacak her türlü hareket kulübümüzü maddi ve manevi zarara uğratacak. UEFA’dan yüklü bir ceza yeriz.”
Çünkü bu tarz olaylarda UEFA acımasızdır. Gereğini yapar. Onun için de kimse kımıldayamaz.
Türkiye’de futbol federasyonları yıllarca eyyam yaptığı, korktuğu için onu kimse sallamaz. O, zurnanın son deliğidir.
Tel örgü nerede?
NOT 1: Fenerbahçe Stadı yapıldığı günden beri kale arkalarına tel örgü yapılması lazım diyorum. Hala da diyorum. Çünkü bir gün, bir Avrupa kupası maçında, Mondragon’un başına gelen rakip kalecinin başına gelecek. Bundan en fazla zararı da Fenerbahçe Kulübü görecek.
Dünyanın 1 numaralı derbisi diyorlar. Milleti gaza getiriyorlar. Hangi ülke bu 1 numaralı derbiyi naklen yayınlamak için müraacat etti. Bilen varsa bir adım öne çıksın.
Galatasaray’a da ceza
NOT 2: Fenerbahçe Stadı’na maça 20 dakika kala girdim, 45 dakika sonra çıktım. Statta bulunduğum sürenin tamamında Fenerbahçe seyircisi küfür etti. Fenerbahçe’ye mutlaka okkalı bir ceza verilecektir. Ama Sakarya’da Ankaragücü seyircisinin sahaya attığı koltuklardan başkent ekibinin sahası kapandı. Dönüp aynı cezayı, aynı eylemi yapan Galatasaray Kulübü’ne de vermek lazım.
Dön baba dön!..
BAZI uyanıklar Türk insanını aptal yerine koyuyorlar. Tabii bunlar kendilerine uyanıklar. Mesela eskiden hakemlik yapanlar. Bana yıllarca salladılar. Şimdi benim yaptığımı yapıyorlar.
Geçelim yönetici grubuna… Şekip Mosturoğlu yıllarca federasyonda çalıştı. Orada ahkam kesti, açıklamalar yaptı. O elbiseyi çıkarıp, Fenerbahçe Kulübü elbisesini giydi. Pazar akşamı da çıkıp La Fontaine’den masallar anlattı. Bazı yöneticiler, yöneticilik yaparken basına salladı ve her haltı yaptı. Şimdi o isimleri gazetelerde yazılar yazarken görüyorsunuz. Tam Mevlana Haftası’ndayız. Nasıl uyuyor değil mi, dön baba dön. Onlar akıllı, millet aptal. Öyle zannediyorlar.
6 Aralik 2006, Hurriyet
Kategori: Canaydın Yönetimi
Galatasaray, Başkan Yardımcısı Adnan Polat, “Ali Sami Yen’de oynasaydık biz bu gruptan çıkardık” dedi. Polat, “Bu sene şampiyon olup, Ali Sami Yen’i ne olursa olsun onarıp, UEFA kriterlerine uygun hale getireceğiz ve seneye Şampiyonlar Ligi’nde Ali Sami Yen’de oynayacağız. Takımı ve futbolcuları buraya getirmek büyük haksızlık oluyor” diye konuştu. Polat, Gerets için de “Yönetim kurulunda herhangi bir görüşme yapmadığımızı söyledim. Söylentiler beni ilgilendirmez. Oturup konuşacağız” dedi.
6 Aralik 2006, Aksam

2006 Kongresi’nden önce hakkında ‘karşısına odun çıksa seçilir’ denilen Özhan Canaydın’ın tekrar başkanlığa eçilmesi bir dönem önce izlediğimiz filmin devamı gibi görünüyordu.
Maalesef film, yardımcı roldeki Adnan Polat sayesinde ilkinden de kötü çıktı. Bir zamanlar dobralığı ve taraftara yakınlığıyla sevilen Polat, zoraki girdiği sanılan yönetimde Galatasaray tarihinde eşi benzeri görülmemiş skandallara yenilerini eklemeyi her nasılsa başarıyor.
Son bir haftada yaşananlara tekrar göz atalım:
1. Stada gidiş skandalını burada yazdık. Geçen yıl verdiği sözü çatır çatır çiğneyen Polat’a tebrik ve teşekkürlerimizi iletmiştik.
2. 3 Aralık 2006′da, Türkiye’de gelmiş geçmiş en vahşi seyircisinin, Saraçoğlu stadyumunda yaptıklarını bir uzaylı gibi izleyen Adnan Polat, maçın ardından yaptığı açıklamalarla Galatasaray tarihine utanç dolu bir sayfa yazdı.
3. Derbinin ardından ‘Fenerbahçe seyircisi centilmendi’ diyen Adnan Polat, maçın ertesi günü aslan kesilerek bir yandan daha da açalmayı başarırken, diğer yandan da maç sırasında olanlardan haberi olmadığını iddia ederek acizliğini itiraf etti.
Galatasaray taraftarı olarak Adnan Polat’ı kurtulunması gereken habis bir unsur olarak ilan ve teşhir ediyoruz.
“Sahadan çekilebilirdik”
Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Adnan Polat, Fenerbahçe ile oynadıkları derbi maçta yaşananlara, düzenlediği basın toplantısıyla tepki gösterdi.
Mecidiyeköy’de bulunan kulüp binasında medya mensuplarının karşısına çıkan Adnan Polat, Galatasaray taraftarları maça girerken, üzerlerine sis ve ses bombalarının atıldığını, çıkışta ise etraflarının çevirilip dövüldüklerini belirtirken, “Her türlü rezalet yaşanmış. Elimizden geldiği kadar kavgasız gürültüsüz bir maç için uğraştık, ama maalesef resim ortada” dedi.
Maçın başlamasına kısa bir süre kala tribüne çıktığı için yaşananları göremediğini ve sonradan öğrendiğini kaydeden Polat, “Galatasaraylı futbolcular ısınmak için çıktığı zaman, birçok değişik yabancı maddenin atıldığını, özellikle Mondragon’un vücudunun değişik taraflarına da isabet ettiğini öğrendim. Hakem Selçuk Dereli raporunda yer verme cesaretini gösterecek mi, bilmiyorum. Hakemler, sahaya çıkıldığında birçok yabancı maddenin atıldığını raporlarına koydular mı merak ediyorum” diye konuştu.
Fenerbahçeli bir grup taraftarın, maç boyunca saatlerini göstererek aleyhinde tezahürat yaptığını söyleyen Adnan Polat, “Ben başka bir şey duyamadım ve göremedim. Statta küfürler edilmiş. Futbolcularımız taç atarken, korner atarken, her türlü yabancı maddeler atıldı. En kötüsü Mondragon’a atılan ses bombası. Bir ara Fatih Gökşen ikaz etti. Mondragon yerden kalkmasaydı takımı sahadan çekecektik. Teknik direktörümüzün kafası yarılmış. Maçtan sonra soyunma odasına indik, Mondragon’un hala kulakları duymuyordu. Kulak insanın denge organıdır. Kulağında arıza olan insan ayakta duramaz, dengesi bozulur. Mondragon’un kulaklarına tedavi yapılıyordu. Hala Florya’da tedavisi devam ediyor. Bu şartlarda maçın devam etmesine Selçuk Dereli’nin göz yummasına anlam veremiyorum” ifadelerini kullandı.
” Nihat Özdemir’in açıklamarı tesir etti”
Polat, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Özdemir’in, Trabzonspor maçı öncesi yaptığı açıklamanın hakemlere tesir ettiğini öne sürerek, şöyle devam etti: “Nihat Özdemir’in, Trabzonspor maçı öncesi ortaya koyduğu senaryo bence tuttu.Fenerbahçe, Trabzonspor karşısında görmesi gereken kırmızı kartları görmedi. Hem de derbide atılması gereken oyuncuları atılmadı. Penaltımızın verilmediği konusunda bütün kamuoyu, canlı yayınlarda fikir birliği yaptı. Selçuk Dereli, beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Dereli’yi 1. sınıf hakem görüyordum. Fenerbahçe taraftarından korktu. Galatasaray’ın 3 puan kaybetmesine neden oldu. Maçın kaderini, belki de ligin kaderini değiştirdi. Hakem açısından büyük hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim.”
“Geçen sezondan fark, bu kez saha içinde dövdüler”
Derbi karşılaşmada, geçen sezondan farklı olarak Fenerbahçe yöneticilerinin centilmen bir tavır sergilediğini anlatan Polat, “VİP Salonu’nda bütün Fenerbahçeli yöneticiler tek tek gelip ‘Hoş geldiniz’ dediler. Beraber oldular. Bir müddet sohbet ettik. Geçen seneden farklı olan taraf buydu. Geçen seneden farklı olan bir taraf daha vardı. Bir önceki sezon koridorlarda oyuncularımızı dövmüşlerdi. Bu kez alenen sahanın içinde dövdüler. Kafalarını yardılar, kulaklarını sağır ettiler. Ayrıca Aziz Yıldırım’ın hiçbir şekilde misafirperverlik göstermediğini hatırlatmak istiyorum” dedi.
“5 maç ceza lazım”
Adnan Polat, yaşananlar nedeniyle Fenerbahçe’nin mutlaka ceza alması gerektiğini belirterek, “Hakem camiası Fenerbahçe’den ciddi etkilenmiş durumda. Dilerim ki federasyonun ilgili kurulları, Tahkim Kurulu aynı şekilde etkilenmez. Yaşananları bütün dünya izledi. Baktığınız zaman, en az 5 maç ceza gelmesi lazım. Zaman içinde göreceğiz ve bunun takipçisi olacağız. Disiplin Kurulu’nun, Fenerbahçe’den ne kadar korktuğunu ya da korkmadığını göreceğiz. Bizim beklentimiz, Şükrü Saracoğlu Stadı’nın 5 maç kapatılması. Aynı olaylar bir Şampiyonlar Ligi maçında olsa, en az bu boyutta ceza alınır. Fenerbahçe taraftarı biliyor ki ciddi cezalar alacak, ama Futbol Federasyonu ceza verebilecek mi, göreceğiz” şeklinde konuştu.
Fenerbahçe taraftarlarının içinde düzgün insanların bulunduğunu ifade eden sarı-kırmızılı yönetici, 50-100 kadar serseri bulunduğunu ileri sürerek, “Televizyonda izlediğimde hayretler içinde kaldım. Bulunduğum yerden hiçbir şey görmemişim. Dün akşam olayları izledikten sonra büyük bir hayal kırıklığına uğradım. En azından, kavgasız gürültüsüz bir spor müsabakası yapılması istenmiyor. Fenerbahçe yönetimi herhalde kasıtlı olarak yapmıyor bunu. Her taraftar kitlesi içinde fanatik gruplar var. Maalesef bunlar futbolun canına okuyor. Bulunduğum noktadan bu olayları daha net görebilseydim, o dakikada açıklardım. 5 maç ceza verilmezse biz de gereken tepkiyi Futbol Federasyonu’na koyarız. En çok bağıran, en çok taciz eden kazanıyorsa, yöntemleri oysa biz de o yönteme döneriz. O yöntemlere dönmeyi de çok iyi bildiğimizi söyleyebilirim” dedi.
“Sahadan çekilebilirdik”
Polat, Fenerbahçe maçında yaşanan olaylar sonrası sahadan çekilme aşamasına geldiklerini kaydetti. “Eğer başı yarılan Erik Gerets yedek kulübesinden ayrılsaydı, ya da ses bombası atılan Mondragon yerden kalkamasaydı, o zaman takımı sahadan çekerdik” diyen Polat, şunları söyledi:
“Bayılması ya da ölmesini beklemek değil, ama Mondragon ‘Oynamıyorum’ diye sahayı terk etseydi, sahadan takımımızı çekmemiz doğal hakkımız olurdu diye düşünüyorum. Her şeyde sahadan çekme diye düşünürsek futbol o zaman zıvanadan çıkardı. Biz Galatasaray’ın menfaatlerinin ve haklarının takipçisi olacağız. Nihat Özdemir’i kendi taraftarlarının tezahüratları rahatsız etmemiş olabilir. Rahatsız etmemesini de doğal karşılıyorum. Sahanın içindeydi. Ne olup bittiğini daha iyi gördü. Yorumlarında, beyanatlarını taraflı verdiği ortada. Galatasaray taraftarı rövanşta Galatasaray taraftarı gibi hareket edecektir. Fenerbahçe’nin taraftarını ve yönetimini en uygun şekilde ağırlayacağız. Yapacağımız taşkınlıklarla değil, oynayacağımız futbolla cevap vereceğiz.
Öte yandan, Aziz Yıldırım’la tek kelime konuşmadık. Çorbayı, içine düşen bir sinek nasıl bozuyorsa, dünkü maçta olduğu gibi, sayılarının kaç olduğunu bilmediğim bir kitle oradaki bütün atmosferi bozdu. Hepimiz uğraşmalıyız. Federasyonun kurallarda taviz vermemesi gerekir. Fenerbahçe’ye verilecek ceza da bunun ilk örneği olmalı.”
Mecidiyeköy’deki kulüp binasında basın toplantısı düzenleyen Adnan Polat, Fenerbahçe’nin pozisyon dahi bulmadan 2 gol attığını ifade ederek, “Ümit’in atması gereken bir gol pozisyonu vardı. İkinci yarı daha iyi oynadık, son vuruşları yapamadık. Maçın kaderini hakem değiştirdi. Özellikle Lugano’ya ikinci sarı kartı vermesi gereken nokta, maç için kritik noktaydı. Fenerbahçe’nin 10 kişi kalmasıyla maç çok değişirdi. Taraftardan korktu, kuralları uygulayamadı” dedi.
Futbol gündemini işgal eden teşvik primi ve şike iddialarına da değinen Polat, iddiaların geçtiği 2000-2001 yılında futbolun içinde olmadığını kaydederek, şunları söyledi: “İtirafçının varlığından bile haberdar değildim. Hayatımda bu kişiyi ilk defa televizyonda gördüm. Herhangi bir şekilde iletişimim de olmadı. Buna rağmen Fenerbahçe’nin sayın başkanının, ‘Federasyonun ve Serhat Ulueren’in kankası’ diyerek ismimi, açık açık söylemeden spor basınına sızdırması üzücü. Böyle bir iddiası varsa çıkıp açıkça, mertçe, ‘Federasyon ve Adnan Polat bunu tezgahlamıştır’ desin. Bizans entrikası düzenlemelerini Fenerbahçe Yönetim Kurulu’na yakıştıramıyorum. İtirafçı denilen kişinin çok fazla güven vermediğini gördüm. Benim şahsi fikrim, ama telefonla konuştuğu kişilerin, bu kişiye çok sert bir tepki vermemesi dikkatimi çekti. Hiç alakası olmayan bir adamı arasanız, ‘Ya kardeşim sen neden bahsediyorsun’ der, bir tepki koyardı. Bu da herkesin kafasında büyük soru işareti bıraktı. Bu konu yargıya intikal etmiş durumda, daha fazla konuşmam doğru olmaz.”
Gerets konusu tartışılmadı
Adnan Polat, “Fenerbahçe derbisinin takımdaki kaderini belirleyeceği” yönünde Belçika basınına demeç veren teknik direktör Erik Gerets’in durumu için, “Yönetim kurulunda bu konuyu tartışmaya açmış değiliz” dedi.
Polat, “Kalsın mı, gitsin mi diye yönetim kurulunda teknik direktörü masaya yatırmadık. Masaya yatırılmamış, konuşulmamış bir konu üzerinde hiçbir şey söyleyemiyorum. Gerets’in sözleşmesi var ve sözleşmesi gereğince şu anda işini yapıyor. Her kişi ya da kurum, başarıda ya da başarısızlıkta değerlendirilir. Gerets’i bazıları başarılı, bazıları başarısız bulabilir. Yönetim kurulunun en doğal hakkı da bunu değerlendirmektir” diye konuştu.
İlk yarıda tüm takımların çok puan kaybettiğini, ikinci yarıda da puan kayıplarının olacağını belirten Polat, “Biz 7 puanın kapatılacağına inanıyoruz. Fenerbahçe büyük camia ve kulüp, ama çok iyi bir takımı olduğunu söyleyemem. Dünkü maça bakınca bunu görürsünüz. Ben, Galatasaray’ın hala şampiyonluğun en büyük favorisi olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı.
Kadroda gençleştirme sürecek
Galatasaray’da 4 yıl üst üste şampiyon olan ve UEFA Kupası’nı alan kadronun oluşmasının 4 yıl sürdüğünü vurgulayan Polat, “Galatasaray’ın yaşı ilerlemiş futbolcularının hizmetlerini unutup bir kenara atamayız. Dönüşüm süreç içinde olur, bir kalemde olmaz. Yavaş yavaş gençlerimiz çıkıyor. Gençleştirme politikamız devam edecek” dedi.
Polat, şöyle devam etti: “Mali imkanlarımız çerçevesinde, daha kaliteli yabancıları getireceğiz. Benim kişisel tercihim, önce esas takımımızı Türk futbolcularından oluşturmak. Daha önce de böyle yapmıştık. Bu takım üst düzeyde yerli futbolculara sahip olduğunda, istediğimiz hedeflere ulaşabiliriz. Gençlerimizden bazılarının Arda gibi öne çıkacağını göreceksiniz. Fenerbahçe derbisinde genç futbolcularla sahaya çıkamazdı. Kendinizi hocanın yerine koyun. Bu futbolculara zamanında ve yerinde görev vermezseniz, gençleri kaybedersiniz.”
Adnan Polat, tansiyon rahatsızlığı nedeniyle Fenerbahçe karşısında oynayamayan Song’la ilgili “Parası ödenmediği için oynamadı” iddialarının da gerçeği yansıtmadığını sözlerine ekle
Kaynak: AA
5 Aralik 2006, Sabah
Galatasaray yönetilmiyor.
Ne kulüp, ne futbol takımı.
Saracoğlu’nda teknik direktör yaralanıyor, kaleci sağır oluyor sorumlu kişi çıkıp “Şahane ağırlandık” diyor.
“Kavga çıkar, küfür et” demiyoruz ama en azından lisanı münasiple durumu anlat.
Futbol takımı da aynı şekilde. Ben “7 bekliyorum” diyorum, Gerets sahaya tek forvetle çıkıyor.
Yahu çık 3 forvetle, niyetini göster, zaten yeniliyorsun, bari yenilsen bile şanın yürüsün. Ama yapamaz.
Çünkü Galatasaray yönetimi sayesinde Galatasaray artık “ezik” bir takım, daha beteri “ezik bir camia” havası vermeye başladı.
“Kendine güvenli olmak” arada bir çıkıp “gereksiz sert” demeçler vermek değildir.
Kendine güven “bir duruş” ve “bir tavırdır” Galatasaray yönetiminde bu yok.
Bu yokluk ne yazık ki, camiaya da yansıyor.
Çünkü yönetimde bu işi yapmakla görevli olan şahıs işini yapamıyor.
3 Aralık 2006 Fenerbahçe maçından sonra ne dedi Sabri?
Sabri’den Dereli’ye eleştiri
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda Galatasaray’ı 2-1 mağlup ederek Kadıköy’deki kazanma geleneğini sürdürdü. Maç sonunda Galatasaraylı futbolcu Sabri yaptığı açıklamada maçın son dakikalarındaki penaltı pozisyonunun hakem Selçuk Dereli tarafından değerlendirilmemesini ağır bir dille eleştirdi.
Sabri yaptığı açıklamada: “Normal olarak ortada geçerken birden anlamsız bir gol yedik. İki golden başka pozisyonları yoktu. Golü bulduk. Golden sonra pozisyonlarımız var. Şanssızlık diyorum. Futbolun adaleti yok. Fenerbahçe Statı’nda yabancı madde atılmaz, küfür yok deniliyor fakat biz kulübede yemediğimiz yabancı madde kalmadı. Bizim geçen sene statımızda dakika dakika not edildi, statımız kapandı. Bunu bakalım geçen sene ki gibi uygulayabilecekler mi?” dedi.
Sabri maçın son dakikasındaki penaltı pozisyonu ile ilgili olarak ise: “Bugün hakem bariz penaltıyı vermedi. Kendi maçlarından önce hakemler hakkında yaygara yapıyorlar. İstedikleri oldu. Bir hakem bu penaltıyı vermiyorsa ben başka birşey diyemem. Dünyanın her yerinde o pozisyon penaltıdır.” diyerek sözlerini bitirdi.
Adnan Polatın açıklamaları ise burada.
Yorum sizin…
Kategori: Canaydın Yönetimi
“Şampiyonluğa inanıyoruz”
Galatasaray Başkan Yardımcısı Adnan Polat, Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye 2-1 mağlup olduğu maçın ardından şunları söyledi: “Derbi beklendiği gibi heyecanlı geçti. Neticeden tabii ki mutlu değiliz. Fenerbahçe seyircisi bana göre centilmedi. Bu 50 bin kişi arasından 50 tane serseri ortamı gerdi. Gerets’in ve Mondragon’un kafasına maddeler geldi. Bu maçta Mondragon’a Lugano’nun yaptığı hareketten dolayı ikinci sarı karttan kırmızı olması gerekiyordu. Önder’in elle kestiği topun penaltı olması gerekiyordu. Ligin daha ikinci yarısı bile tamamlanmadı, daha uzun haftalar var. Biz şampiyon olacağımıza inanıyoruz. Maç boyunca Fenerbahçe’den daha çok pozisyon bulduk, bu pozisyonları değerlendiremeyince mağlup olduk. Bu da futbolun acımasız tarafı. İnşallah bundan sonra iyi olur.”
Kaynak: superspor.com