Galatasaray Dosyası


Böyle başkana, böyle teknik direktör!.. – Hincal Uluc
Aralık 14, 2006, 7:52 pm
Kategori: Canaydın Yönetimi, Haber ve Yazı Alıntıları

14 Aralik 2006, Sabah

Galatasaray tarihinin hiçbir döneminde bu kadar başarısız bir başkan ve bu kadar kötü bir teknik direktörle yönetilmemişti.
Eric Gerets, Galatasaray tarihinin gerçekten gelmiş geçmiş en kötü Teknik Direktörü..
Galatasaray’da futbolu çökertmeye gelmiş özel görevli bir casus dahi “Yok canım bu kadar da abartırsam, deşifre olurum” diye tedbirli olur, böylesi bir bozgun yaşatmazdı.
Önce görünen duruma bakalım..
Gerets, Galatasaray’ı köy takımları önünde Avrupa’dan sildi. Geçen yıl bir Trömsö faciası yaşattı. Bu yıl, rahatlıkla lider çıkacağı bir guruba düştü. Dört takım arasında ilk üçe girse yola devam edecekti. Maçların bitmesine bir hafta kala, sonunculuğu garanti edecek kadar facia bir performans sergiledi.
“Bizim için lig araçtır. Biz Avrupa takımıyız” diyen Galatasaray Gerets yönetiminde iki yıl arka arkaya Avrupa’da “Utanç” sonuçlar aldı.
Gerets geçen yıl, ortada doğru dürüst rakip yokken, Fenerbahçe’nin bitmez tükenmez ikramları, hele son haftadaki fiyaskosu ile avucuna konan şampiyonluğu kendi kazandı sandı, ama takke bu yıl düştü, kel göründü.
Ortada gene Beşiktaş ve Trabzon yokken, maç başına ortalama nerdeyse bir puan kaybeden Fenerbahçe dökülürken, Gerets bu Fenerbahçe’nin bile 7 puan gerisinde kalmayı becerdi.
Bu Gerets’in saha bilançosu.. Gerisinde durum daha da feci..
Gerets çok kötü insan yönetimi ile (Bu yönetimde Erdal Keser’in de büyük katkısı olduğu söyleniyor) Galatasaray’ın takım ruhunu yıktı. Futbolcuları birbirine düşürdü, aralarına fesat soktu, düşmanlık tohumları ekti.. Geçen yıl tüm maddi imkansızlıklar içinde kenetlenen kadroyu bölmeyi, dağıtmayı başardı. Kendi parasını kurtarınca, futbolcuları sattı. Bu da, futbolcularla arasındaki tüm güveni, sevgiyi ve saygıyı bitirdi. Bugün Galatasaray kadrosunda Gerets’e inanan yok..
Gerets, Galatasaray’ın gelecek on yılını kucaklayacak gençleri perişan etti. Bir kısmını bitirdi. Bir kısmını da bitiriyor. Galatasaray orta sahası dökülürken, burada oynamaya hazırlanan süper gençler, Cafercan, Zafer, Oğuz, Aydın nerede bilen var mı bugün.
Takımda bek yok.. Evlad-ı manevisi Cihan her yerde oynarken, Uğur, Ferhat yok edildi. Erkan gönderildi.
Adnan Polat inatla ve ısrarla direnmeseydi, Arda diye biri olacak mıydı, Galatasaray’da..
Gençler böyle harcanırken, eskiler mi tutuldu sanırsınız?..
Geçen yıl her şeyin bittiği anda ortaya çıkarak, arkadaşlarını toparlayan, Galatasaray’ın ayağa kalkmasını sağlayan lider oyuncular, Hakan ve Hasan Şaş, kritik golleri ile kaderi çeviren Hasan Kabze bu yıl Gerets tarafından nasıl yok edilmeye çalışılıyor görüyorsunuz.. Bunların yanına, Adnan Polat transfer etti diye yok sayılan Okan’ı da ekleyebilirsiniz.. Sabri’yi biçmek için elinden geleni yaptı, yapıyor. Ama Sabri, Arda gibi inatla ve ısrarla öyle başarılı oluyor ki, Gerets zaman zaman oynatmaya mecbur kalıyor.
Gözdeleri kim?..
Cihan.. Tomas.. İnnamoto.. Buyrun buradan yakın.. Kalırsa yeni (!) Galatasaray’ı bunlar üzerine inşa edecek.
Galatasaray yönetimi böyle bir hoca ile devam kararı alarak, nasıl başka, nasıl ucuz, nasıl çirkin hesaplar içinde olduğunu kanıtlamıştır.
Bu yönetimin başı, Galatasaray’daki sosyal, ekonomik ve sportif çöküntünün tek sorumlusu Özhan Canaydın’a gelince..
Bugün kulüp iflas halinde.. Çünkü Özhan Canaydın dünyanın en yeteneksiz ekonomisti.
Ünal Aysal’ın “Mucize” teklifini kabul etse, Galatasaray bugün Mecidiyeköy’de dünyanın en modern stadına sahip olacaktı, herkesin gıpta edeceği.. Dünyanın tanıdığı muteber iş adamı ve yürekten Galatasaraylı Aysal’ı itmesinin sebebi ise Sahip Som denen karanlık bir adam.. Bu adama güvenip 100 milyon dolar geleceğini sanacak kadar saf olduğu için Aysal’a “Olmaz” dedi.. Sahip Som’un ipliği pazara çıkınca da, ortada kaldı. Galatasaray Kongresi, bu “Sahip Som skandalı”nın hesabını sormadığı için utanmalıdır. Bu olay, Galatasaray tarihinin kara lekesidir, geçiştirilmiş, ört bas edilmiştir.
Mustafa Sarıgül’ün projesini elinin tersi ile itmese, Galatasaray bugün Seyrantepe’de stad, gelir getiren villalar ve Mecidiyeköy’de gene gelir getiren tesislere sahip olacaktı.
Canaydın, Sarıgül’ü de dışladı ve işleri ele aldı..
Bugün gelinen nokta..
Ali Sami Yen Galatasaray’ın elinden gidiyor. Seyrantepe’de Galatasaray’a tahsis edilen geniş alanın, stad için yeterli bölümü dışında kalan ticari arazi de gidiyor.
Sorun Canaydın’a.. Seyrantepe arazisi kaç dönüm?. Canaydın bunun kaç dönümünü TOKİ’ye terk ediyor, açıklayabilir mi?.
Canaydın, stadı yapacak parayı bulma becerisini gösteremediği, eline geçen fırsatları, kendisinden başkaları prim yapar korkusu ile yok ettiği için, hem Ali Sami Yen, hem de Seyrantepe arazisinin ticari bölümünü, TOKİ’ye babasının malı gibi peşkeş çekerek, stadı yaptırmaya uğraşıyor. Oysa bu arazi ve Ali Sami Yen arsası Galatasaray’ın en büyük servetleri.. Gelecek garantisi..
Gene Galatasaray’ın mal varlıklarından Riva’nın değeri de sıfırlanmak üzere. Burası Orman ve Piknik Alanı ilan edildi bile.. Yani inşaat yasağı kondu, arsa değeri yok edildi. Galatasaray kulübü son anda, gazete haberleri ile öğrendi. İş işten geçerken durumu düzeltmeye çalışıyorlar, şimdi. Başaramazlarsa Riva da gitti gider..
Ekonomik durum bu.. Sportif durum.. Başta futbol, bütün takımların hali meydanda..
Özhan Canaydın “Bir gün elimi öpecekler” demiş geçen hafta..
..Ve Kongre uyuyor.. Kimse “Olağanüstü toplanıp, ne işler oluyor bakalım” demiyor. Divan desen, varlığı belli değil.. Galatasaray camiasının üzerine ölü toprağı serilmiş. Hepsi uyuyor.
Allah rahatlık versin.
Galatasaray bittiği gün uyanır, Özhan Canaydın’ın elini öperler.



Artılar ve eksiler – Sevin Okyay
Aralık 9, 2006, 3:57 pm
Kategori: Haber ve Yazı Alıntıları

9 Aralik 2006, Radikal

Geçtiğimiz günlede gazetelerde bir haber, bir de yazı dikkatimi çekti. Spora tamamen farklı yönlerden bakan yazılar; biri sportmence, biri Makyavelist. Haber, Galatasaray’ın kalecisi Mondragon’la ilgiliydi. Fenerbahçe maçında ev sahibi takım seyircilerinin kafasına attığı ses bombasıyla bir süre yerde kalan ve işitme sorunu yaşayan Faryd Aly Camilo Mondragon, Türk futboluna leke düşürmemek için o günkü derbide maça devam ettiğini belirtmiş. “Bugün (Salı günü) öğle saatlerine kadar hafif bir uğultu duydum. Hakemle o konuyu konuşmamıştım, ama zaten ne olursa olsun sahada yatmayacak ve oyuna devam edecektim. Bu kadar güzel bir gösteriyi lekelemek istemedim. Sportif ahlakım buna izin vermezdi. Türk futbolunun imajını kötüleyemezdim. Güzel olması gereken bir olayın kötü sonlanmasına neden olmamak için o maça devam etmem gerektiğini düşündüm.”
Öte yandan Galatasaray Teknik Direktörü Gerets de, kafasına yabancı cisim atarak alnını delen ev sahibi takım seyircisi için, “Keskin nişancıymış, tebrik ederim” demekle yetindi. İster istemez yıllar önce Trabzon’da, sırtına isabet edip etmediği bile kesinleşmeyen ‘yabancı madde’ yüzünden kenarda dakikalarca baygın yatarak ‘Bariç kurnazlığı’ndan parlak bir örnek vermiş olan Fenerbahçe hocası Otto Bariç’i hatırladık: Sportmence bir yaklaşıma karşı, Makyavelist bir yaklaşım.

Bu arada, Mondragon’un maça, üzerinde hasta köpeği için ‘Tommy her zaman kalbimizdesin!’ yazılı bir tişörtle çıktığını da söyleyelim. Dört köpeğinden biri kanser olan kaleci, “Yaşadığım üzüntüyü ancak benim gibi hayvan sevgisi olanlar anlayabilir” demiş. “Tommy dünyada en çok sevdiğim varlıklardan biri.” Doğrusu biz bu yaklaşımın da yukarıdaki tavırdan kopuk olmadığını düşünüyoruz. İnsanlar gün geliyor, futbollarından çok yukarıdakine benzer insani, sportmence tavırlarıyla hatırlanabiliyorlar. Örneğin, Eskişehir’in santrhafı, futbola uzun süre emek vermiş Nuri, bugün sadece ‘Güvercin Nuri’ olarak hatırlardadır. Sahanın içinde yürüyen bir güvercini bir volede öldürdüğü için.

Mondragon ve Gerets’in tavırlarının karşılığı da kendisini Erman Toroğlu’nun yazısında buluyor. “Galatasaraylılar sınıfta kaldı” başlıklı yazısında Toroğlu, Galatasaray yönetiminin yerinde olsa, duruma el koyarak takımı sahadan çekeceğini, rakip takıma okkalı bir ceza ve kendi takımına 3-0′lık hükmen galibiyet sağlayacağını belirtmiş. “Bir futbol takımı, başkanından malzemecisine kadar her şeye hazır olmalı. Yöneticileri bilgili, tecrübeli olmalı. Bütün bunlar olduğu zaman da, daha da önemlisi yönetici de futbolcu gibi çok ani karar verebilmeli” demiş. “Tabii bu yönetici bilgi sahibi ise karar verebilir. Veya bu yönetici yanında profesyoneller çalıştırırsa, işi bilenleri çalıştırırsa karar verebilir.”

İş bilmek bu mudur yani? Milyonların heyecanla beklediği bir derbi maçını oynatmamak mıdır? Ev sahibi takım seyircileri sportmenliğe ne kadar aykırı davranmış olursa olsun: koltuk söken Galatasaraylıları da unutmuyoruz, tabii. Aslolan, maçın oynanmasıdır, spora engel olmak değil. Aslolan, diğer insanları, hatta rakibi de düşünmektir. Bizim gönlümüz, Fenerbahçe’nin Trabzon’da kazanarak şampiyon olduğu maçın ardından, rakip takımdaki arkadaşları için üzüldüğünü söyleyen, bu yüzden de sonunda Ali Şen tarafından (Oğuz ile birlikte) takımdan uzaklaştırılan Aykut Kocaman’ın tavrından yana. Yöneticiliğin de, Adnan Polat’ın yaptığı gibi ‘Beş maç saha kapatılması’ istemekten geçtiğini düşünmüyoruz. Yöneticiliğin olumlu örneğini; Fevzi, Güven, Meduna’ya karşı tavırlarıyla Vestel Manisa yöneticileri sergiledi. Burada seyircilere de iş düşüyor.” Asla yalnız yürümeyeceksin” demekle, “Ölmeye, ölmeye, ölmeye geldik” demek arasında dağlar kadar fark var. Ruh farkı…



Canaydın, Polat’ı da bitiriyor!.. – Hincal Uluc
Aralık 8, 2006, 12:51 pm
Kategori: Canaydın Yönetimi, Haber ve Yazı Alıntıları

8 Aralik 2006, Sabah

Ligin ikinci yarısı başlarken, Galatasaray’ın başında ya Gerets olmayacak, ya da Adnan Polat..
Özhan Canaydın’ın listesine son anda girerek seçilmesini sağlayan Polat, İkinci Başkanlığa ve Futbol Şubesinin başına getirilmişti. Geldiği andan itibaren de Gerets ile ters düşmeye başlamıştı. Teknik Direktörün direnmesine rağmen Arda’nın yeniden kiralanmasını önlemiş, kulüpte kalmasını sağlamış, ardından gene Gerets’in tüm muhalefetine rağmen Okan’ı transfer etmişti.
Devre arası yaklaşırken durum ortaya çıkmaya başladı. Polat, devre arasında Teknik Direktörü değiştirmeye kararlıydı. Gerets, iki yılda Galatasaray’ın Avrupa’daki izlerini kazımış, ligde çok başarısız maçlar çıkarıp devasa puanlar kaybetmiş, dahası futbolcuları birbirine düşürmüş, eskisi, yenisi pek çok futbolcuyu harcamıştı. Galatasaray’da takım ruhu kalmamıştı. Böyle gitmek mümkün değildi.
Adnan Polat temelde haklıydı. Onun haklı olduğunu Başkan Özhan Canaydın da biliyordu, ama başkanın hesapları başkaydı.
Canaydın Galatasaray’dan önce kendini düşünüyordu. Adnan Polat onun potansiyel rakiplerinin başında geliyordu. Kongrede karşısına çıkarsa koltuğunu kaybedebilirdi. O zaman yok edilmeliydi.
Galatasaray’ı yönetmekte fevkalade başarısız kalan başkan, muhtemel rakiplerini yok etmede çok ustaydı. Onları yanına alıp eziyordu.
Bu tezgaha yılların tilkisi Ergun Gürsoy düşmüştü. Canaydın’a ilk seçimi kazandıran adamdı Ergun.. Tıpkı Polat gibi son anda listeye girmiş ve çok hassas dengeleri Canaydın lehine değiştirmişti. Özhan Başkan Ergun’u ikinci başkan yapıp yanına almış ve bitirmiş, bir sonraki kongrede de kapıya koymuştu.
Şimdi ayni tezgah Adnan Polat için işliyor. Adnan, İkinci başkan ve Futbol Şubesi sorumlusu olarak Galatasaray’da radikal değişiklikler yapmaya ve Gerets’i görevden almaya hazırlanırken, Özhan Canaydın çarkı dönmeye başladı.
Medyada birden Gerets’in, yöneticileri hiçe sayan, Adnan Polat’ı aşağılayan sözleri yer alır oldu. Ardından Özhan Canaydın’ın ve lisecilerin (Liselilerin değil) kontrolü altındaki taraftar sitelerinde Gerets’e bağlılık haberleri, mesajları çıkmaya başladı.
Başkan, Gerets’in kendisi dışındaki tüm yöneticileri, en başta da Adnan Polat’ı ağır şekilde itham eden sözlerine tepki göstermeyerek tavrını ortaya koydu.
Şimdi durum şu..
Ya Adnan Polat.. Ya Gerets!..
İkisinden biri gidecek. İkinci yarı bu ikilinin bir arada olması çok zor.
Hafta başında “Kesin Gerets gider, o bitti” diyordum, Özhan Canaydın manevralarını hesaba katmadan..
Bugün o kadar emin değilim..
“Adnan Polat, Ergun Gürsoy’un yanına gönderiliyor galiba” diye düşünmeye başladım.
Bursa maçının ardından, bugüne dek gizli yürütülen savaş, açığa çıkacak. Kısa bir bekleyişten sonra, göreceğiz.
Adnan Polat, ya Gerets’i görevden alacak. Ya da istifa edecek. Boyun eğer kalırsa, Canaydın tuzağına düşüp tıpkı Ergun gibi bitecek.

Çarşamba günü yapılan Yönetim toplantısında karar 5-4 Gerets lehine çıkmış. Tüm liseciler Canaydın’la oy kullanmışlar, Adnan’a karşı.. Işın Çelebi, Ali Gürsoy ve Fatih Gökşen, “tarafsız” kalarak sıyırmayı yeğlemişler.. Yani durum hala kritik.. Adnan rest çekerse durum ne olur, henüz belli değil.



Özhan Canaydın: Birgün eli öpülecek adam olduğumu anlayacaklar.
Aralık 7, 2006, 11:11 pm
Kategori: Canaydın Yönetimi

08.12.2006

Galatasaray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın, Radyospor’da yayınlanan Yalçın Dümer’le Radyovole programı’na katıldı. Bir dinleyicinin “Türkiye AB’ye girdiğinde, Galatasaray Kadıköy’de maç kazanacak” SMS’ine “güzel espri” cevabını veren Canaydın’ın sözleri şöyle….

MAKETTEN DİLİMİZ YANDI STAT GELİYOR…

*Ocağın ilk haftası yayına başlayacak. Mevcut kulüp televizyonlarını örnek alacağız. En iyisini yapmaya çalışacağız.

*Riva Konusu 15 güne kadar çözülecek, firmaların tekliflerini değerlendiriyoruz, sona yaklaştık.

*Bütün imzalar atıldı, olurlar alındı. Yeni yılın ilk döneminde stat inşaati başlayacak, 18-24 ayda bitecek, 52 nin kişilik Avrupa’nın sayılı statlarından biri olacak. Stadın maketi hazır ama maketten dolayı dilimiz bir kere yandı, teşhir etmiyoruz.

*Şampiyonlar Ligi maçlarının Ali Sami Yen Stadı’nda oynanması için 4-6 milyon dolar bir harcama yapmak gerekiyor, UEFA kriterleri gereği, protokol tiribünü, basın tiribünü, localarda, tuvaletlerde düzenlemeler yapılması lazım. Bunları yapıp, gelecek yıl Avrupa maçlarımızı Ali Sami Yen Stadı’nda oynamanın peşinde olacağız.

*Galatasaray mali yönden eleştirilir, oyuncuların parasındaki ödemelerdeki bozukluk nedeniyle eleştirilir, oyuncularla teknik heyet, hoca ile futbolcular arasında problem olduğu söylentileritle, “yönetim çatlak” laflarıyla eleştirilir. Sorunumuz yok, en iyi futbol oynayan takımız, yıpratmaya çalışıyorlar.

*Carusca bizde yedek kaldığı dönemde, Arjantin Basını tarafından eleştiriler aldık.İleriki dönemlerde bize çok daha fazla fayda sağlayacaktır.

SIRA AZİZ YILDIRIM’DA

*Aziz Yıldırım hakkındaki şike iddialarının, bu safhada konuşulmaması lazım. Doğruluğu ya da yanlışlığı incelemeler sonrası ortaya çıkacak.

*Sportmence mücadeleye inandığımız zaman şike dedikoduları sona erecektir.

*Derbi, federasyon disiplin kurulu tarafından değerlendirilecek bir konu. Ben yorum yapmayacağım, gerekli kişiler, gerekeni yapacaktır.

*Kulüpler Birliği toplantılarını 18 kulüple yapmak istiyoruz, birlik eski havasına kavuşacaktır. Aziz Yıldırım’a son hamlemle elimi uzattım, sıra onda.

*Tekstilci gözüyle, Galatasaray Store’lardaki ürünlerin çok kötü olmadığını düşünüyorum. Bazı aksaklıklar var onu da halletmeye çalışıyoruz.

*Azerbaycan’a yakın zamanda bir ziyaretim olacak, orada da mekan tespiti yapıp Galatasaray Store açabiliriz.

SONG HASTA, FUTBOLCULARA BORCUMUZ YOK
*Song bir rahatsızlık geçiriyor, Allah şifa versin. Maddi imkanladan dolayı oynamamış olsaydı söylerdim. Bursaspor maçına da yetişecek inşallah. Köpek insanı ısırdığı zaman haber olmaz, insan köpeği ısırırsa haberolur, yaptığımız olumlu icraatlerin yer alması normal. Oyuncularımıza borcumuz yok. Söylenen zamanlarda ödemeleri yapmaya çalışıyoruz.

GALATASARAY KADIKÖY’DE NE ZAMAN KAZANACAK?
Canaydın, bir dinleyicinin “Türkiye AB’ye girdiğinde, Galatasaray Kadıköy’de maç kazanacak” şeklinde gönderdiği SMS üzerine “güzel espri, bunlar olmalı dedi ve ekledi:

*Evet Kadıköy’de maç kazanamıyoruz, böyle bir şanssızlığımız var, iki dakikada iki gol yedik. İnşallah bu duruma da son vereceğiz.

*Derbi atmosferiyle bazen gerilimli konuşmalar olabilir, Adnan kardeşim de rakipten de rahatsız edici sözler çıkabilir. İki camia da bir gün yeniden kol kola olacaktır, bunların hepsi geçecek.

*Yıldız oyuncu da alacağız, en iyilerini yapacağız ama biraz sabır istiyoruz.
BİR GÜN “ELİ ÖPÜLECEK ADAM” OLDUĞUMU ANLAYACAKLAR
*Müşteri lafını kullandım, farklı yerlere çekildi çok üzüldüm. “Taraftarsız olmaz, taraftarın vefakardır” demekle olmaz. Onlara en iyi hizmeti vermemiz gerektiğini anlatmaya çalıştım. Ben de taraftarım, iyi stat, iyi futbol, taraftarın her zaman haklı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz.

*Başkan Canaydın bir dinleyicinin “Galatasaray’ın, tarihi boyunca hiç bir takıma teşvik primi vermediğine dair yamin edebilir misiniz?” sorusu üzerine “Beni tanıyanların bana bu soruyu sormaması lazım. Benim felsefem, sporu spor gibi yapmaktır. Beş senedir tanınmış olmam lazım.” yanıtını verirken, Anadolu’nun adetlerinde insanların, kendilerinden bir yaş küçükleri tarafından ellerinin öpüldüğünü ifade etti ve “inşallah bir gün benim de eli öpülecek bir adam olduğumun farkına varılır” ifadesini kullandı.

ADALET YERİNİ BULACAK ŞAMPİYON OLACAĞIZ
Selçuk Dereli iyi bir hakem, elbet hata yapabilir. Hakkı yenen takımın hedeflere daha yakın olduğunu düşünüyorum. Haksızlığa uğrayan, hakkı yenen, bir gün elbet layığını bulur. ADALET ELBET BİR GÜN TECELLİ EDER. İnşallah bu yıl da şampiyon olacağız.



Polat: “Aramız açık”
Aralık 7, 2006, 11:06 pm
Kategori: Takım Hakkında

G.Saray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Polat, Teknik Direktör Eric Gerets ile aralarının açık olduğunu kabul etti.

Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Polat, Teknik Direktör Eric Gerets ile aralarının açık olduğunu kabul ederken, Belçikalı teknik adamın sezon sonuna kadar takımın başında kalacağını, Gerets’in gönderilmesi konusunun ise Başkan Özhan Canaydın ve kendisinin mutabakatına bağlı olduğunu söyledi.

Adnan Polat, Lig TV’ye yaptığı açıklamada, Galatasaray’da dün akşam Başkan Özhan Canaydın başkanlığında gerçekleştirilen ve yöneticilerden Celal Gürcan, Şükrü Ergün, Fatih Gökşen, Cengiz Özyalçın, Ahmet Dedehayır, Haldun Üstünel gibi isimlerin de katıldığı toplantının Teknik Direktör Eric Gerets ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, “Bu, aslında orada bazı arkadaşların kendi aralarındaki problemlerini anlatma ve çözme toplantısıydı. Benimle bire bir ilgisi yok. Bazı yanlış anlaşılma ve kırgınlıklar vardı ve bunların giderilmesi için yapılan bir davetti. Katılmamı gerektiren bir durum yoktu. Sanıldığı gibi Gerets ile ilgili bir toplantı değildi. Gerets’i gönderme veya göndermeme konusu Başkan Özhan Canaydın ile benim aramdaki mutabakata bağlı. Biz kendi aramızda konuşur mutabakata varırız, sonra da bunu yönetim kuruluyla paylaşırız” dedi.

Eric Gerets’in gönderilip gönderilmeyeceği ile ilgili bir soru üzerine ise Adnan Polat, “Gerets’i niye gönderelim? Günlerden beri basında yazılıp çiziliyor. Artık bundan sıkıldım. Hocayı seversin veya sevmezsin. Hoşlanır ya da hoşlanmazsın. Ben çocuk değilim. Duygusal davranma lüksüm yok. Yani Başkan ‘göndermem’ derse ben ‘hayır göndereceksin’ diye çocuklar gibi ayağımı yere sürtemem. Galatasaray’a zarar veremem ben. Ben bu kulübe her zaman fayda sağlamak için varım. Kaldı ki hoca elindeki imkanlara rağmen çok da başarılı. Geçen sene nasıl şampiyon olduysak, bu seneki 7 puan fark da önemli değil. Biz yine şampiyon olacağız” cevabını verdi.

Adnan Polat, basında çıkan Eric Gerets ile aralarında sorun olduğu yönündeki haberlerle ilgili de, “Şu kadarını söyleyeyim; son derece mesafeli davranıyoruz birbirimize. Ama bizler çocuk değiliz. Herkes işini yapacak, yapmalı da” ifadelerini kullandı.

Galatasaray için basında sürekli yeni teknik direktör adaylarının ortaya çıktığının hatırlatılması üzerine de Adnan Polat, “Ne Souness, ne Raşit Çetiner, ne de diğerleri. Hiç biriyle görüşmedik. Ersun Yanal konusu da zaten olmaz. Onun kulübü ile sözleşmesi var. Ayrıca Gerets’e bir çırpıda ’seni istemiyoruz’ demek doğru olmaz. Önce alternatifi bulacaksınız. Bu isim Galatasaray’ı taşıyacak kapasitede olacak. Ama böyle bir şey söz konusu değil. Gerets bizim hocamız ve sezon sonuna kadar da mukaveleli teknik direktörümüz. İlla her gün ‘Gerets’in önündeyiz, arkasındayız, yanındayız’ deyip ‘şu gün sözleşme imzalayacağız’ demek ne derece doğru? Çünkü biliyorum ki gönderdiğiniz hocanın yerine birisini bulamazsanız bu bize çok şey kaybettirir. Bir yılımızı alıp götürür. Şu anda ortaya çıkan 7 puanlık fark hiç önemli değil. Hoca görevinin başında ve biz şampiyon olacağız” diye konuştu.

Adnan Polat, Fenerbahçe maçının hemen sonrasında verdiği demecin eleştirilmesi ile ilgili olarak da, “Maçtan önce emniyet görevlileri rica ettiler. ‘Lütfen maç öncesi ve sonrasında yumuşatıcı demeçler verin. Bizim işimiz de daha kolay olur. Yoksa çok zorlanırız’ dediler. Ben de böyle bir demeç vermek zorunda kaldım. Saracoğlu’nda 3 metre önümden bana kol saatini göstererek ana avrat küfredenleri izlerken, saha içinde ve tribünlerde yaşanan diğer olayları göremedim. Zaten bana küfür edilirken Aziz Yıldırım orada sadece oturdu. Şükrü Saracoğlu’na gidip gitmeme konusunda hiç tereddüt etmedim. Aslanlar gibi gidip, aslanlar gibi geldim. Ama stattan çıkıp eve gittiğimde olayları televizyondan bir gördüğümde, resmen çıldırdım. Onun için basın toplantısı yaptım. Yoksa taraftar baskısı ya da başka bir nedenden değil” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA
07.12.2006



G.Saraylılar sınıfta kaldı – Erman TOROĞLU
Aralık 6, 2006, 3:35 am
Kategori: Canaydın Yönetimi, Haber ve Yazı Alıntıları

BİR futbol takımı, başkanından malzemecisine kadar her şeye hazır olmalı. Yöneticileri bilgili, tecrübeli olmalı. Bütün bunlar olduğu zaman da, daha da önemlisi yönetici de futbolcu gibi çok ani karar verebilmeli.

Tabii bu yönetici bilgi sahibi ise karar verebilir. Veya bu yönetici yanında profesyoneller çalıştırırsa, işi bilenleri çalıştırırsa karar verebilir.

Fenerbahçe Stadı’ndaki Galatasaray maçında, tribünden her türlü malzeme sahaya atıldı. Bunlardan biri Gerets’in alnına geldi. Bayağı kanadı ve bandajla kapandı. Diyelimki Gerets, bu aldığı yara ile maça devam edebilir, takımını kenardan idare edebilir. Yani kafasına aldığı bu darbe, onun takım üzerinde vereceği kararları etkilemez.

Doktor karar verebilir

Peki buna kim karar verecek? Doktorlar. Hangi doktorlar? Hastanedeki doktorlar. Hakem, gözlemci ve temsilci kendi kafalarına veya kanaatlerine göre, “Gerets’in kafasına gelen cisim onun fizik olarak beyin kısmına tesir etmez” diye ahkam kesebilirler mi? Tartışılır…

Peki bu madde Gerets’in alnına geldiğinde, Belçikalı hoca elini dokundurup kanı gördüğünde psikolojik olarak etkilenir mi? Aşırı hırslanır veya korkabilir mi? İki sorunun da cevabı evet.

Peki şimdi bir ses bombası Mondragon’un kafasına iniyor. Futbolcu yerde kıvranıyor. Mondragon, “Şu anda kulaklarımda büyük baskı var. Ben devam edemeyeceğim” dedi. Hakem de geldi ona bir şeyler söyledi. Mondragon da el işaretleriyle bir şey duymadığını ima etti. Sahaya çıkan Galatasaraylı yönetici olaya el koydu ve Mondragon’a, “Sen oynayamazsın. Düdüğü ve arkadaşlarının ikazını duymuyorsun. Haliyle sen de onlara ne diyeceğini bilmiyorsun. Bunları yaratanlar da Fenerbahçe seyircisi. Soyunma odasına gidiyoruz. Maça devam edemiyoruz. Gerekli kararı Futbol Federasyonu versin” dedi. Buyurun bakalım cenaze namazına. Çıkın işin içinden.

Okkalı cezaya mecburdu

Futbol Federasyonu bu maçı 3-0 Galatasaray lehine onaylar. Ve Fenerbahçe’ye de okkalı bir ceza verir. Mecburdur. Eğer Futbol Federasyonu bunu yapmazsa, yayıncı kuruluştan toplanan kasetlerle UEFA’ya başvurur. Bu sefer de federasyon okkalı bir ikaz yer ve Fenerbahçe’ye daha da fazla bir ceza vererek, UEFA’nın gözünde kendini kurtarır.

Bu bir yöneticilik becerisidir. Galatasaray bu konuda sınıfta kalmıştır.

Şimdi soruyorum… Aynı olaylar çarşamba günü Fenerbahçe’nin Frankfurt ile oynayacağı maçta tekrarlanırsa neler olur? Bunu hepimiz biliyoruz.

Ama o maçtan evvel ve maçın içinde Fenerbahçe Stadı’nın hoparlörlerinden şu anonslar yapılacak: “Sayın Fenerbahçeli seyirciler, sahaya yabancı madde atmayın. Meşale yakmayın. Çünkü yapılacak her türlü hareket kulübümüzü maddi ve manevi zarara uğratacak. UEFA’dan yüklü bir ceza yeriz.”

Çünkü bu tarz olaylarda UEFA acımasızdır. Gereğini yapar. Onun için de kimse kımıldayamaz.

Türkiye’de futbol federasyonları yıllarca eyyam yaptığı, korktuğu için onu kimse sallamaz. O, zurnanın son deliğidir.

Tel örgü nerede?

NOT 1: Fenerbahçe Stadı yapıldığı günden beri kale arkalarına tel örgü yapılması lazım diyorum. Hala da diyorum. Çünkü bir gün, bir Avrupa kupası maçında, Mondragon’un başına gelen rakip kalecinin başına gelecek. Bundan en fazla zararı da Fenerbahçe Kulübü görecek.

Dünyanın 1 numaralı derbisi diyorlar. Milleti gaza getiriyorlar. Hangi ülke bu 1 numaralı derbiyi naklen yayınlamak için müraacat etti. Bilen varsa bir adım öne çıksın.

Galatasaray’a da ceza

NOT 2: Fenerbahçe Stadı’na maça 20 dakika kala girdim, 45 dakika sonra çıktım. Statta bulunduğum sürenin tamamında Fenerbahçe seyircisi küfür etti. Fenerbahçe’ye mutlaka okkalı bir ceza verilecektir. Ama Sakarya’da Ankaragücü seyircisinin sahaya attığı koltuklardan başkent ekibinin sahası kapandı. Dönüp aynı cezayı, aynı eylemi yapan Galatasaray Kulübü’ne de vermek lazım.

Dön baba dön!..

BAZI uyanıklar Türk insanını aptal yerine koyuyorlar. Tabii bunlar kendilerine uyanıklar. Mesela eskiden hakemlik yapanlar. Bana yıllarca salladılar. Şimdi benim yaptığımı yapıyorlar.

Geçelim yönetici grubuna… Şekip Mosturoğlu yıllarca federasyonda çalıştı. Orada ahkam kesti, açıklamalar yaptı. O elbiseyi çıkarıp, Fenerbahçe Kulübü elbisesini giydi. Pazar akşamı da çıkıp La Fontaine’den masallar anlattı. Bazı yöneticiler, yöneticilik yaparken basına salladı ve her haltı yaptı. Şimdi o isimleri gazetelerde yazılar yazarken görüyorsunuz. Tam Mevlana Haftası’ndayız. Nasıl uyuyor değil mi, dön baba dön. Onlar akıllı, millet aptal. Öyle zannediyorlar.

6 Aralik 2006, Hurriyet



Buruk ateş – Bahri Havadir
Aralık 6, 2006, 3:27 am
Kategori: Haber ve Yazı Alıntıları, Takım Hakkında

Galatasaray, İngilizlerden rövanşı aldı ama iş işten çoktan geçmişti. Oysa Galatasaray, Olimpiyat Stadı’na gelirken bu maça psikolojik olarak da hiç hazırlanmamıştı. Halen Fenerbahçe’nin sendromu üzerlerindeydi. Liverpool maçının gecesi futbolcularla konuşuyorum… Hepsi Mondragon’a yapılan çirkinlikleri, Fenerbahçeli taraftarların yaptıkları tacizleri, Selçuk Dereli’nin hatalarını konuşuyordu. Ama bunları konuştuğum saat, gece 02.00 civarı. Çünkü ben dahil hiç kimseyi uyku tutmamıştı.

Çok kısa olarak başka bir konuya değinmek istiyorum; Galatasaray’da bir ikinci başkanlık krizi yaşandı. Semih Haznedaroğlu medyada fazla görünmüyorum diye istifa etti. Yönetimin ritmi bozuldu. Artık herkes birbirinin arkasından konuşmaya başladı. Buna paralel olarak Gerets’i örnek göstermek istiyorum. Altı aydır Gerets gitmeli mi kalmalı mı diye tartışılıyor.. İşte böyle bir ortamda Belçikalı hoca takımı maçlara hazırlıyor. Gerets’in de kimyası bozuldu. Sadece yüzüne net olarak konuşacak, kararını bildirecek, net duruş gösterecek bir yönetici arıyordu. Onun için kimyası bozuldu…

İşte Şampiyonlar Ligi’nde, Atina’ya giden yol macerasında Gerets, çıkış yolları aradı. Yanlış değişiklikler yaptı, yanlış isimler oynattı bu ayrı konu. O hep kendisine güvenen yöneticileri yanında görmek istedi. O hiç Boleslav maçından sonra soyunma odasında yüzüne şişe fırlatan yöneticiler istemedi.

Bunlar çok uzun konular, tekrar maça dönelim..

67. dakikadan sonra hâlâ Fenerbahçe maçının etkisi altında olan taraftarda bu dakikadan sonra başta Mondragon olmak üzere herkesi sevgiyle selamladılar.

Özhan Başkan, Adnan Polat ve taşın altına eline koyan birkaç isim artık kişisel kavgaları bırakıp, Gerets tartışmasını sonlandırıp bu takıma sahip çıkmalı.

Özetle yakılan buruk ateş, Atina yoluna gitmeden söndü. Galatasaray bu son maçında Okan, Necati ve İliç’in golleriyle meşaleyi ateşledi ama artık her şey çok geçti.

6 Aralik 2006, Aksam



Sami Yen pişmanlığı
Aralık 6, 2006, 3:22 am
Kategori: Canaydın Yönetimi

Galatasaray, Başkan Yardımcısı Adnan Polat, “Ali Sami Yen’de oynasaydık biz bu gruptan çıkardık” dedi. Polat, “Bu sene şampiyon olup, Ali Sami Yen’i ne olursa olsun onarıp, UEFA kriterlerine uygun hale getireceğiz ve seneye Şampiyonlar Ligi’nde Ali Sami Yen’de oynayacağız. Takımı ve futbolcuları buraya getirmek büyük haksızlık oluyor” diye konuştu. Polat, Gerets için de “Yönetim kurulunda herhangi bir görüşme yapmadığımızı söyledim. Söylentiler beni ilgilendirmez. Oturup konuşacağız” dedi.

6 Aralik 2006, Aksam



Galatasaray Taraftari – (Ek$i Sozluk)
Aralık 5, 2006, 5:58 pm
Kategori: Forumlardan

116. hic bir seyden sikayet etmeye hakki olmayan kitleyizdir.. son 5 senede caresizligi ogrenmis, takimi terk etmis, tribunu maasli adamlara birakmis, takimin bu gunlere* gelmesini saglamisizdir..

galatasaray taraftaridir ki takima hem sampiyonluk, hem sampiyonlar ligi ceyrek finali gosteren hocanin arkasinda durmamistir.. tribunler suskun kalmistir..

yerine gelen hoca takim icindeki gruplasma tarafindan satilirken, maclarini dagda oynamak zorunda birakilirken gene tribunler suskundur..

o adam da postalanmistir, taraftar neden diye sormamistir..

eski sevgili bulunup getirilir bir yerlerden, amac taraftarin agzina bal surmektir.. ama taraftar zaten umarsizdir.. eski sevgiliyi aslanlarin onune atip parcalarlar.. tribunlerde gene ses yoktur..

hic tanimadik bir adam gelir oturur.. bir sekilde bisiyler yapar.. taraftar saklandigi yerden cikar sevinir.. bu taraftar iyi gun dostu mudur diye dusundurur beni..

tromso faciasini unutur.. kucuk hedefler pesinde kosar.. kicini yirtarcasina sevinir..

10 senedir “uslu durursaniz size stad yapcaz” masalini yer bu taraftar..

5 senedir “uslu durursaniz size super transfer yapicaz” masalini da yer.. misil misil uyur..

5 senedir yoneticilik adina her turlu rezillige imza atar 100 yillik kulup.. taraftar en fazla homurdanir..

yonetim ve baskan eski sinif arkadaslari tarafindan secilir.. demokrasi kulubun kapisindan iceri giremez.. taraftar “bu kulubun sahibi biziz!” demez..

futbolcular 5 grup, teknik heyet 2 grup, yonetim 3 gruptur.. herkes kendi cikari icin galatasaray adini somurur.. taraftar “napiyonuz lan!” demez..

yedek kalan hocaya, hoca formsuz futbolcuya, formsuz futbolcu hakeme saldirir.. taraftar “isinize bakin!” demez..

ne yapar peki bu taraftar.. sadece kuru gurultu..

galatasaray taraftarinin onunde 2 secenek vardir bence :susmak ya da bagirmak..

ya tribunleri terkedecekler.. bir sonraki maca 0 (yaziyla sifir) seyirciye oynayacak bu takim.. yonetimi, futbolcusu, teknik heyeti tribune bakacak titreyip kendine gelecek.. gelmezse obur hafta yine 0 seyirciye oynayacak.. defolup gidecekler bir sure sonra.. taraftar umurlarinda oldugundan degil.. taraftar olmayinca somurecek deniz de olmayacagindan..

ya da tribunleri doldurup, ortaligi inletecekler.. “siktirin gidin artik!” diye inleyecek stad.. yonetici giremeyecek oraya, futbolcunun bacaklari titreyecek..

ne yapilacaksa bunu taraftar yapacak.. baskasindan beklemeyecek..

bigboned, 23 Kasim 2006

eksisozluk.com



Adnan Polat Sefaleti
Aralık 5, 2006, 3:05 am
Kategori: Biz Ne Diyoruz?, Canaydın Yönetimi

adnanpolat.jpg

2006 Kongresi’nden önce hakkında ‘karşısına odun çıksa seçilir’ denilen Özhan Canaydın’ın tekrar başkanlığa eçilmesi bir dönem önce izlediğimiz filmin devamı gibi görünüyordu.

Maalesef film, yardımcı roldeki Adnan Polat sayesinde ilkinden de kötü çıktı. Bir zamanlar dobralığı ve taraftara yakınlığıyla sevilen Polat, zoraki girdiği sanılan yönetimde Galatasaray tarihinde eşi benzeri görülmemiş skandallara yenilerini eklemeyi her nasılsa başarıyor.

Son bir haftada yaşananlara tekrar göz atalım:

1. Stada gidiş skandalını burada yazdık. Geçen yıl verdiği sözü çatır çatır çiğneyen Polat’a tebrik ve teşekkürlerimizi iletmiştik.

2. 3 Aralık 2006′da, Türkiye’de gelmiş geçmiş en vahşi seyircisinin, Saraçoğlu stadyumunda yaptıklarını bir uzaylı gibi izleyen Adnan Polat, maçın ardından yaptığı açıklamalarla Galatasaray tarihine utanç dolu bir sayfa yazdı.

3. Derbinin ardından ‘Fenerbahçe seyircisi centilmendi’ diyen Adnan Polat, maçın ertesi günü aslan kesilerek bir yandan daha da açalmayı başarırken, diğer yandan da maç sırasında olanlardan haberi olmadığını iddia ederek acizliğini itiraf etti.

Galatasaray taraftarı olarak Adnan Polat’ı kurtulunması gereken habis bir unsur olarak ilan ve teşhir ediyoruz.